25 Temmuz 2017 Salı

Başlangıç



Temmuzun 5'i. 21 yıl önce. İlk o günün sabahı gördüm onu. Şimdilerde idamını bekleyen AKM'nin önünde. Bir film için Akçay'a gidecek otobüse binmek üzereydim. Hiç tanımadığım ama görür görmez sevmeyeceğimi anladığım bir sürü adam vardı etrafımda, Kenara çekilip bir sigara yaktım, boş boş bakıyordum etrafımdaki insanlara. Allahım diyordum ben bu adamlarla 20 gün naapıcam? Sonra birden gözüm bir güzele değdi. Kafasında siyah-beyaz puantiyeli bi şapka vardı. Şapkanın tereğinin altından gözlerini gördüm, ağzındaki sigaranın dumanında kayboldum... Bir bilinmeze çıktığımı sandığım o yolculuk meğer bambaşka bir yolculuk olacakmış, bilemedim o an...



Otobüse bindik, arkama oturdu. Belki de ben ayarlayıp önüne oturdum. Bilemiyorum şimdi tam olarak... Reji gurubundaydı. Elindeki kitabı ne ara görmüştüm tam hatırlamıyorum ama cam tarafından koltuk arasından yarım suratla kafamı uzatıp "Yaa okumuyosan versene, ben çok merak ediyodum o kitabı" dedim. Hayatımın kadınıyla ilk konuşmam buydu, nefis bi giriş yapmıştım anlıycaanız :) Biraz tedirgin verdi kitabı. Mülksüzler. Ursula K. LeGuin... Sonra arkamı dönemedim bi daha. Kitabı koklamayı düşündüm, sapık mıyım lan ben dedim kendi kendime. Zaten saçlarının kokusu burnuma dolup duruyordu az beriden. Molalarda falan yanaşamadım yanına. Akçay'a vardık. Onlar ayrı bir otele biz ayrı bir otele yerleştik. Sonra set falan, bizans askeri oynuyorum. Günde sekiz defa falan ölüyorum. 10-12 kez falan da yaralanıyorum. Aralarda da tahta kılıcımı kenara koyup suni deri eteğimin altından siyah taytımaa soktuğum Kısa Camel'ımdan içiyorum kitabı okurken. "Aaa kemıl mı, bi tane versene" diyor. "Bi tane sigara nedir ki, hayatım senin olsun bebeğim benim" diyorum içimden. Dışarı çıkan ses "Al" oluyor. Öküzüm lan ben! Akşam Güre Sahili, belediyenin çay bahçesi. "Bitirdin mi kitabı" diyor. "Az kaldı" diyorum. Lan konuşsana işte. Mal gibi gitti üç gün boşu boşuna. Dördüncü gün aynı çay bahçesinde, veriyorum kitabı okuyup bitirmiş olarak. Bira mı içiyorum ne, ya da o içiyor da ben de istiyorum, tam tersi de olabilir hakkaten hatırlamıyorum. Konuşuyoruz. Güzel güzel konuşuyoruz. Kendi çapımda da meşhurum o ara, Kaygısızlar'ın ilk sezonu, patlamışız bi nebze, ama tanımıyor o beni. Tüh lan! Neyse efendim uzatmayayım bi kaç gün sonra saçma sebeplerden ortalık karışıyor, reji işi bırakıyor. Ben de gidiyorum lan diyorum! Herhalde oğlum, ne işim var artık benim burada? Punatiyeli şapkasını da almış gidiyor o güzel kadın, ne durucam daha... İyi de daha paramı vermediler bu hıyarlar? Ben de cebimdekini zaten bitirmişim? Neyse nasıl oluyorsa oluyor, biletimi onlar alıyor. Nefis bi hareket daha! Molalarda konuşuyoruz bu sefer. Telefonunu bile veriyor :) Ehi :) Sonra İstanbul. Sonra buluşmak, sonra... Sonrası iyilik güzellik...



Bir yıl sonra 1996 yılında Mersin'de, o zaman ülkenin en yüksek binasında, o binanın -2. katında nikahlanıyoruz. Şahidin birini ne o tanır ne ben. Balayımız Kız Kalesi'ne bakan bir plajda bir çadırda...Tam 20 yıl bitti bugün. 20 yıl birlikte sevindik, birlikte üzüldük. birlikte direndik, birlikte kaçtık. Çok ağladık, çok güldük. Kavgalarımıza apartman uyandı. Sıfırdan işler kurduk el ele, sonra o işleri yedik bitirdik bir nefeste. Battık birlikte, sonra tekrar çıktık birlikte. 20 yılda 200 yıllık iş yaptık. 20 yılda 100 yıllık kavga ettik. 20 yılda 1000 yıllık sevgi verdik birbirimize. İki tane de çocuğumuz oldu, ellerinizden öperler.. İkisi de pek güzeller. Aşk çocuğu onlar çünkü . Çukurcuma'da tuttuğumuz o ilk ev. Dizi bitmiş, kimse de aramıyor. Canına tak edişi, kitapları sırtlanıp satmaya çıkman... Ticarete girişimiz bile nefismiş baksana... Beyazıt Meydanı'nda bereketli bir kitap satış gününden dönerken de, bir aylık kiramızın üç katını bölüm başına teklif ettiklerinde de, Anabala'da dükkan açarken de, Nişantaşı'nda ofis döşerken de ne güzel güldün hep, sen güldükçe ben daha da güçlü oldum...Çok yalnız bıraktım seni ama sen hiç bırakmadın elimi.



Çok sevdin beni, çok sevdim seni, çok seviyorum hala seni...



Bir sürü acı anımız da var elbet. Ama acılar da güzel seninle birlikte...20 yılın her saniyesi için çok teşekkür ederim sana Özlem’im...

Hiç yorum yok:

Yorum Gönder