25 Temmuz 2017 Salı

Shevek

Tevfik’le Kasımpaşa’da bir mahzende oturuyoruz o zamanlar. Daha doğrusu ben sonradan ve çaktırmadan yerleşmişim yanına. Ben yetmemişim bi de Shevek gelmiş yanımıza. Shevek bizim it. Daha gözleri açılmamışken Özlem’in kardeşi buluyor sokakta, eve sokuyor gizlice, asla bir köpek daha istemeyen müstakbel kayınvalidemin korkusundan ertesi gün bana geliyorlar Özlem’le birlikte. Hey yavrum hey, O getirdikten sonra ben bırak köpeği bokunu bile alırım. Bi de biberon almış, süt falan. Emziriyor. İsim koyalım ama ne? Kahramanlık yapmasını bekleyecek bi durum zaten yok! Shevek geliyor aklıma. Mülksüzler’in başkahramanı. Aşkımızın kitabı aşkımızın meyvesine isim koyuyor. Sonra dönüyor eve Özlem. Ulan Tevfik gitse Özlem kalsa ya! Gerçi müstakbel kayınvalidem Tevfik’i hiç istemez ama… Öpüyor çocuğumuzu kapı ağzında, haydaaa! Ortak çıktı iyi mi! Lan it ben doyamıyorum öpmeye bi de senle mi uğraşıcaaz? Ah Özlem ahh! Zalım anne seni! Çocuğumuzu bıraktın gittin, ben emziriyorum, pis bi de her yere işiyor viyk viyk diye bağırarak. Hayır duymuşum bi yerlerden burnunu işediği yere sürt ve kız bi daha yapmaz diye bişey ama Shevek bayağı anarşist! İlkeli köpek. Burası benim diyor, burası da, burası da ve burası da ve şurası da ve şu köşe de, o köşe de benim, halının şurasıyla kapının arkası da benim, sürekli bölgesini çiziyor arkadaş! Tevfik’le durduk yere papaz oluyoruz, hayır ben işemiyorum ki, bana niye kızıyorsa artık!

Sıklıkla olduğu gibi zil olduğumuz gecelerden birinde ben son paradan bi öncekiyle süt almış Shevek’e içiriyorum. Nasıl olduysa artık düşürdüm biberonu kırıldı! E hayvan da daha yalayıp yutma kısmına geçememiş, emme modunda hala, baktım son paraya, gerçi para da denmez ya ona, Tevfik dedim sende var mı hiç, süt almama bozulmuş Tevfik yok dedi! Gideyim bir biberon alayım diye çıktım dışarı, bakkala gittim, onlarda biberon ne arasınmış, biberon dediğin eczanede satılırmış. Ben ne bileyim oğlum, üç günlük babayım şunun şurasında! Tamam, eczane buluruz biz de. Akşamın dokuzunda nöbetçi eczaneyi buldum, içeri girdim, yanaştım biberonların dizildiği standa, fiyatları bi gördüm, oha! Çocuk sahibi olmak isteyen ailelere biberon fiyatlarını gösterir listeyi ver al sana nüfus planlaması. Aşağılara doğru eğiliyorum belki ucuzları oradadır diye ama yerin dibine girsem bulamıycam belli ki. Eczacı geldi, nasıl bişey bakıyosunuz dedi, dedim abla en ucuzunu, elimde paraya benzeyen şeyi göstererek. Ablanın gözleri doldu, siz ona uygun olanı alın, sonra bırakırsınız parasını dedi. Sağol abla dedim sevinçle, aldım bi tanesini, dank! Lan kadıncağız O’na veriyo biberonu, insan yavrusuna! Çaktırmıyorum ben de, sağolun diyorum büyük bir minnetle, bilse Shevek’e aldığımı hoşt diyecek belki! Belki de demezdi ne biliim, o an onun muhasebesini yapacak durumda mıyım? Çocuğum aç, annesi uzakta, zavallı beş parasız bi babayım ben…

Aldım biberonu, koştum eve. Ben gelene kadar Shevek evde bazı yeni bölgeleri daha sahiplenmiş. Onları temizledim, karnını doyurdum. Hıyar amcası da hiç yardımcı olmuyor zaten. Yorgunluktan bitap düştüm, aldım koynuma Shevek’i yattım erkenden… Sabah güneşi Shevek’e vururken uyandım…

Hiç yorum yok:

Yorum Gönder